Hrant Dink suikastı ve evreleri (kronolojik)
Bir cinayetin kronolojisi
» 2004’ün 6 şubatında Agos’ta, Sabiha Gökçen’in, 1915 katliamı sonrasında evlat edinilen Ermeni çocuklarından biri olduğu yazıldı.
» 15 gün sonra Hürriyet bu haberi manşetine taşıdı. Genelkurmay hemen ertesi gün müdahale etti. Ordu, ilk Türk kadın pilotun kökenini tartışmanın “milli bütünlüğe ve toplumsal barışa katkısı olmayacağını” ilân ediyordu.
» Genelkurmay açıklamasından iki gün sonra Dink İstanbul Valiliği’ne çağırıldı. Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün odasında, iki “istihbarat görevlisi” hayatının tehlikede olduğunu imâ etti.
» Mehmet Soykan’ın şikâyetini değerlendiren Şişli Cumhuriyet Savcılığı, bir yazısından ötürü, 301’den Dink’e dava açtı.
» Ülkü Ocakları, 26 şubatta Agos Gazetesi önünde “ya sev ya terk et” gösterisi düzenledi, “Bir gece ansızın gelebiliriz” diye bağırdılar. Dönemin Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Levent Temiz, “Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir” diye ilân etti. Levent Temiz daha sonra Ergenekon Davası sanıkları arasında yer alacaktı.
» Nisan 2004’te, Dink ve Agos’un Sorumlu Yazıişleri Müdürü Karin Karakaşlı hakkında “Türklüğü tahkir ve tezyif”ten dava açıldı. Mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti (İstanbul Üniversitesi’nden üç öğretim görevlisi), dava konusu yazıda isnat edilen suçun oluşmadığını bildirdi.
» Dink hakkında birbiri ardına suç duyuruları yapılıyor, bunlar hemen değerlendirilip ardı ardına davalar açılıyordu.
» Aynı günlerde Yasin Hayal McDonald’s eylemi nedeniyle girdiği cezaevinden çıktı. İçeride İBDA-C’li arkadaşlarından etkilendiğini anlatıp duruyordu. Trabzon Emniyeti onu ciddiye almış olmalı ki, telefonunu dinlemeye başladı.
» Trabzon Emniyeti istihbarat görevlilerinin ifadelerine göre Yasin Hayal’i “son ana kadar” takip etmişti. Çünkü Hayal, muhtemelen 2006 başlarından itibaren, Hrant Dink’i öldüreceğini açıkça söylemeye başlamıştı.
» Oysa Hayal Trabzon Jandarma İstihbarat’ını ziyaret ediyor ve müdür “Feridun Yüzbaşı” ondan “sağlam, temiz, görüştüğümüz bir çocuk, ileride iyi işler yapacak” diye söz ediyordu.
» Ekim 2005’te Hrant, bilirkişinin “suç unsuru yok” raporuna rağmen “temiz kan”la ilgili yazısından ötürü altı ay hapse mahkûm edildi.
» Dink, üstüne atılan suçun “ırkçılık” olduğunu, bunu asla kabul edemeyeceğini, “alnına bu kara lekeyi” sürerlerse ülkesini terk edeceğini açıkladı.
» Kemal Kerinçsiz’in öncülük ettiği Büyük Hukukçular Derneği yeni bir şikâyet kampanyası organize etti.
» Dink hakkında, kesinleşmemiş mahkeme kararı üstüne yorum yaptığı gerekçesiyle, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla 14 Ekim 2005’te bir dava daha açıldı.
» Bu davanın duruşmasında saldırganlar mahkeme koridorunda Dink’e vurmaya kalktılar. Mahkeme salonunda ona “hain!” diye bağırdılar. Bir başka duruşmada da Hrant’ın avukatlarından biri saldırganların yumruklarına hedef oldu.
» Bu defa savcılığa Hrant başvurdu. Bursa/Nilüfer’den Ahmet Demir adlı bir kişi Hrant’a “Gestapo Türk” imzalı tehdit mektubu yollamış, “Oğlunu, seni ve Sarkis Seropyan’ı öldüreceğiz” demişti. Suç duyurusunda Dink, Şişli Adliyesi savcılarının bunu araştırmasını istiyordu. Tabii ki hiçbir sonuç alamadı.
» Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü hem İstanbul’a hem de Emniyet’in tepesine, İstihbarat Daire Başkanlığı’na 17 Şubat 2006 günü şu yazıyı gönderdi: “Yardımcı İstihbarat Elemanından (Erhan Tuncel) alınan bilgilerden ‘bahse konu şahsın (Yasin Hayal) çevresinde bulunan arkadaşlarına Ermenilere karşı büyük bir kin beslediğini ve önümüzdeki günlerde İstanbul ilinde ses getirecek bir eylem yapmayı planladığını, hedef olarak da, Türkleri ve Türkiye Cumhuriyeti’ni karalayıcı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle, AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fırat (Hrant) Dink isimli şahsı seçtiğini, maddi imkan sağladığı takdirde bahse konu eylemi gerçekleştirmek için İstanbul iline gideceğini ve Sarıgazi ilçesinde bir fırında çalıştığı bilinen abisi Osman Hayal’in yanında kalacağını söylediği’ öğrenilmiştir.
» Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç, yazıyla yetinmemiş, İstanbul’daki mevkidaşı Ahmet İlhan Güler’i telefonla arayıp ayrıca görüşmüştü. Cinayetten sonra bunu açıklayacaktı. Ancak İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, bu yazıdan haberinin bile olmadığını iddia edecekti.
» Şimdi Ergenekon Davası’nın sanıkları arasında yer alan çeşitli kişiler, Dink’e karşı sürdürülen kampanyada hep ön saflardaydı. Art arda suç duyuruları yaparak Hrant’ı mahkemeden mahkemeye sürüklenmek zorunda bırakan, duruşmaları da saldırgan gösteriler düzenlemek için fırsat haline getiren avukat Kemal Kerinçsiz hep ortadaydı. Meşhur Veli Küçük bu gösterilerden birine bizzat gelmişti. Oktay Yıldırım değişmez simalardandı. Sevgi Erenerol oradaydı.
» Propaganda, duruşmaları fırsat bilip düzenlenen eylemlerin ideolojik geri planını besliyordu. 16 Mayıs 2006 günü Hrant Dink doğrudan saldırıya uğradı. Önce ona “şerefsiz, hain” diye bağıran yaklaşık 50 kişilik grup, mahkeme salonunda Hrant’ın avukatlarına bozuk para ve çakmaklar attılar, Dink duruşmada söz aldığında Kerinçsiz kalkıp, “Sus, yeter artık!” diye haykırdı, çıkışta Dink’e tükürmeye, vurmaya çalıştılar. “Gel de temiz Türk kanını gör, bakalım kimin kanı daha temiz”, “Seni şimdi hükümet koruyor, sonra kim koruyacak?” diye bağırdılar.
» Zaman gazetesi, 17 Mayıs’ta bu haberi “Hrant Dink’e hain tepkisi” başlığıyla verdi. “Bazı kişiler”, “tepki göstermiş”ti. Olay bundan ibaretti. Sabah’ın başlığı da şuydu: “Arbede dava erteletti”.
» 2006 Mayıs’ında ibaret olmadığını ortaya koydu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Dink’in altı ay mahkûmiyet kararını “usul” yönünden bozarken “suç işlenmiştir” dedi. Dink’in sözlerinin “Türklüğü tahkir ve tezyif edici nitelikte” olduğuna “kuşku bulunmamakta”ydı.
» Erhan Tuncel’i muhbir olarak işe alan Trabzon Emniyeti’nin başındaki müdür Ramazan Akyürek, bu sıralarda terfi etti, Ankara’ya, Emniyet’in tepe görevlerinden birine gitti: İstihbarat Daire Başkanı oldu.
» Dink 14 Temmuz’da Reuters ajansına verdiği bir demeçte 1915 için “soykırımdır” dedi. Hemen yeni soruşturma açıldı.
» Jandarma’ya muhbirlik yapan Coşkun İğci, bağlantıda olduğu Jandarma istihbarat görevlileri Okan Şimşek ile Veysel Şahin’e, Yasin’in Dink’e suikast planlarından söz etti. İğci, Hayal’in eniştesiydi. Yasin Hayal’in elinde Dink’in evine, işyerine ait krokiler görmüştü. Dink’in internetten indirilmiş fotoğrafları da vardı. Ayrıca Yasin Hayal ona para vermiş, silah bulmasını istemişti. Görevliler İğci’ye,“Yasin bölgemizde, sürekli gözetimimiz altında” dediler.
» Aldıkları bilgiyi üstleri Yüzbaşı Metin Yıldız’a ilettiler yine de, o da komutanı Albay Ali Öz’e aktardı. Ali Öz konuyu kapattırdı. Hayal’in eniştesinin jandarmaya ilettiği cep telefonu numaralarının dinlemeye alınmadığı sonradan anlaşılacaktı.
» Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Dink’in “temiz kan” yazısında Türklüğü tahkir-tezyif ettiğine hükmetti. 16 Eylül günü Sabah gazetesi, Yargıtay’ın “ders gibi bir gerekçe” başlığıyla sevinirken, Akşam, “Hrant Dink ifade özgürlüğünü aştı” başlığını uygun görmüştü. Hürriyet ise, kurul başkanı ile bir üyenin karşı oy kullanmış oluşuna anlamlı bir yaklaşım getirdi. Dink’in fotoğrafını koyup yanına “Yargıtay’ı böldü” diye başlık attı.
» Bu da yetmedi. Dink için 301’den yeni bir dava açıldı. Agos‘ta, Reuters’a demecinin alıntılandığı haber gerekçe gösterilerek. “Türklüğü aşağılamış”tı, üç yıla kadar hapsi isteniyordu.
» 2006 ekiminde, Fransa’nın Ermeni soykırımını reddetmeyi suç sayan yasayı görüşmesi Türkiye’de özel bir gerilim yarattı. Ermeni Patrikliği 11 ekim günü valiliğe başvurdu ve Türkiye Ermenilerine ait kurum ve kuruluşların güvenliğinin sağlanmasını talep etti.
» Emniyet ayrıca özel olarak Dink’in hedef seçilebileceğinin de farkındaydı. İstanbul’un İstihbarattan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Şammaz Demirtaş, cinayetten sonra, başbakanlık müfettişlerine, “oluşabilecek sansasyonel durumlar nedeniyle” Dink’in “ilgi alanlarında” olduğunu söyleyecekti.
» Ocak 2007’de Yasin Hayal mermi arıyordu. Attığı
SMS mesajı (7.65 mermi lazım) polisin elindeydi. Trabzon Emniyeti daha sonra bu mesajı tahrif edecek, savcılardan gizlemeye çalışacaktı.
» Mermi aranıyordu, çünkü katil adayı belirlenmişti. Tuncel, polise önce Yasin’in cinayeti bizzat işleyeceğini söylemiş, sonra başka bir tetikçi bulduğunu bildirmişti: Zeynel Abidin Yavuz. Fakat Yavuz Trabzon’dan uzaklaşacak, Yasin Hayal onun yerine bir başkasını ayarlayacaktı. Erhan Tuncel polise bunu da bildirmişti.
» 15 Ocak 2007’de Dink’in, aldığı haksız mahkûmiyet kararıyla ilgili başvurusu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ulaştı. Dink uzun başvuru yazısında “AİHM’in kararından çok Türkiye toplumunun vicdani kararını önemsediğini”, “ısrarla bu ülkenin herkesle eşit bir yurttaşı olmak istediğini” belirtti.
» Sabah gazetesinde Erdal Şafak, Dink öldürüldükten birkaç ay sonra (2 Temmuz 2007’de) şunları yazdı: “Geçen yılın sonbahar aylarıydı. Hrant Dink davalarına bakan yargıçlardan biriyle tesadüfen biraraya geldik. Sohbet sırasında Dink’in ‘Mahkûm olursam Türkiye’yi terk ederim’ sözünü hatırlattık. Yargıç bıyık altından güldü ve başımızı döndüren bir yanıt verdi: “Ya sevecek ya terk edecek. Başka seçeneği yok!” Yargıcın fikriyatı buydu.
» Dink öldürüldükten sonra da fikriyat değişmemiş olmalı ki, cinayet davasının ikinci duruşmasında, 2007 ekiminde, sanıkları getiren cezaevi jandarma araçlarından birinin önüne “Ya sev ya terk et” etiketi yapıştırılmıştı. Dink’in katilini Samsun otogarında yakalayıp Emniyet’e götüren görevliler, katille birlikte pozlar verip fotoğraflar, videolar çektirdiler. Ona “aslanım benim” diye hitap ettiler.
» Dink öldürülmeden bir hafta önce Agos’ta şöyle yazmıştı: “Birileri karar verdi ve ‘bu Hrant Dink artık çok olmaya başladı… Ona haddini bildirmek gerek” diyerek harekete geçti. Kabul ediyorum, kendimi ve Ermeni kimliğimi çok merkeze alan bir iddia bu. (…) Ne var ki benim ruhsal algılamam bu…”
Dink’in ruh hali de buydu.
Kaynak: www.19ocak.org
taraf.com.tr
Kronolojinin tamamı için:



Valla bana birisi hrant dink in neden bazi insanlar tarafindan bu kadar sevildigini anlatsa!Ne yapmis bu kadar sevgiyi hatta bazzilarini ermeni yapacak neler yapti?
Fikrini Soyle !